Birinci kuşak Kayalar mübadillerinden Adil Turgut vefat etti. 1912 yılında Kayalar'ın Durutlar köyünde doğan Turgut 'un cenazesi bugün (2 Aralık 2010 Perşembe) ikindi namazından sonra Karagümrük'teki Canfeda Hatun Camii'nden kaldırılarak Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verilecek. Turgut ailesiyle tüm mübadillere baş sağlığı dileriz. Allah rahmet eylesin.
Yönetim Kurulları.


LOZAN MUBADİLLERİ DERNEĞİ ADİL AMCANIN ANISINA 2006 YILINDA  DOĞDUĞU EVİ ZİYARET ETMİŞ VE SİTESİNDE PAYLAŞMIŞTI. ZİYARET ANILARINI BUGÜN BİR KEZ DAHA YAYINLIYORUZ.


Durutlar , bu köy Gezimize tren ile katılıp “rant a car” vasıtası ile bizi izleyen Durgutlu Ailesinin köyü. Durgutlu ailesinin reisi Adil Amca 95 yaşında, doğduğu köyü ziyaret etmek için burada, arabadan iner inmez kapıldığı heyecan yüzünden okunuyor.

Durutlar’da ki kahvehanenin pencerelerinde ki afişlerden anlıyoruz ki burasının mübadilleri pontus kökenli, camlara kin ve nefret saçan afişler yapıştırılmış, biraz nasıl bir tepki alacağımızı bilmemenin kaygısı içinde selam verip yaklaşıyoruz. Daha ilk konuşmalarda anlıyoruz ki Selanik’te serpilen düşmanlık tohumları köylerde yeşerememiş ve yerini dostluk rüzgarlarına bırakmış.

İlk karşılaştığımız köylüye neden geldiğimizi anlatıp yardım istiyoruz. 80 yıl önceki evi nasıl bulayım gibi bir yaklaşım içerisinde iken Adil Amca yaklaşık bir yıl evlerini paylaştığı Pontus’lu komşusunun adını ve soyadını söyleyince kendimizi evin önünde buluyoruz.

Bahçelerinde bir anda onlarca kişiyi gören ev sahipleri gelenlerin bir de eski mülk sahibi olduğunu öğrenince şaşkınlıkları iyice artıyor. İlk şaşkınlığını atlatır atlatmaz ev sahibesi bizi evine davet ediyor, biz Adil Amca hasret gidersin diye bahçede beklerken ev sahibesinin o nazik sesini bir kez daha duyuyoruz. “-Olmaz hepiniz geleceksiniz.” Biranda evin verandasını ellerinde kola ve biralarla doluşan mübadiller dolduruyor.

Adil Amca ilk önce arkadaşını sorduğunda “uyudu” denmişti üzülmesin diye ancak üsteleyince öldüğünü öğreniyor. Susuyor Adil Amca.

Sessizliği Rum ev sahibesi bozuyor “benim annemler bir yıl beraber yaşamış” diyor. Evi paylaşmışlar ve zaman zaman sabahlara kadar süren sohbetler yapmışlar. Çok iyi anlaşmışlar, “ bir kere küçük bir çocuk kandili söndürdüğü için Türkleri uyarmışlar oda son olmuş bir daha yaşanmamış en ufak bir şey” diye anlatırken ev sahibi, Adil Amca’dan öğreniyoruz olayın kahramanının kim olduğunu “-Ablam yaptı” diyor ve susuyor. Herkes duygulanıyor, sanki babam ve oğlum filminden çıkmış gibi nemli gözlerini herkes birbirinden kaçırıyor.

Resimler geliyor bu arada hasret gidermek için herkes heyecan içinde bir şeyler soruyor geride kalanları 80 yılın karanlığından çıkarmak için. Burada kahvehanede ki o kin ve nefret afişinin gölgesi bile yok ilişkiler üzerinde, herkes bu oyunun farkında, biz kardeşiz diyoruz ve zamanı geldiği için ayrılıyoruz.

Arabalara doğru ilerlerken torunu koşarak geliyor Mihaliadis’in nefes nefese bir tesbih uzatıyor Adil Amca’ya “-Bu dedemden bize kaldı, bir arkadaşı olarak sizde kalsın istedik” diyor ve hediye ediyor Adil Amca’ya. Yine gözler doluyor bir sessizlik çöküyor ortalığa.

 Sessizliği Rum ev sahibesi bozuyor “benim annemler bir yıl beraber yaşamış” diyor. Evi paylaşmışlar ve zaman zaman sabahlara kadar süren sohbetler yapmışlar. Çok iyi anlaşmışlar, “ bir kere küçük bir çocuk kandili söndürdüğü için Türkleri uyarmışlar oda son olmuş bir daha yaşanmamış en ufak bir şey” diye anlatırken ev sahibi, Adil Amca’dan öğreniyoruz olayın kahramanının kim olduğunu “-Ablam yaptı” diyor ve susuyor. Herkes duygulanıyor, sanki babam ve oğlum filminden çıkmış gibi nemli gözlerini herkes birbirinden kaçırıyor.
Resimler geliyor bu arada hasret gidermek için herkes heyecan içinde bir şeyler soruyor geride kalanları 80 yılın karanlığından çıkarmak için. Burada kahvehanede ki o kin ve nefret afişinin gölgesi bile yok ilişkiler üzerinde, herkes bu oyunun farkında, biz kardeşiz diyoruz ve zamanı geldiği için ayrılıyoruz.
Arabalara doğru ilerlerken torunu koşarak geliyor Mihaliadis’in nefes nefese bir tesbih uzatıyor Adil Amca’ya “-Bu dedemden bize kaldı, bir arkadaşı olarak sizde kalsın istedik” diyor ve hediye ediyor Adil Amca’ya. Yine gözler doluyor bir sessizlik çöküyor ortalığa.

Kaynak: http://www.lozanmubadilleri.com/haberdetay.asp?ID=2366

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 5 Aralık 2010 Pazar



















İKİ VEFAT
.................
Aydın Mursallı'daki birinci kuşak Duvrunsta (Grebene) mübadili Saliha Gültoplar ile Selimpaşa'daki birinci kuşak Renda (Nasliç) mübadili Cemile Kalamaz vefat etti. 107 yaşında ölen Gültoplar Mursallı'da, 90 yaşında ölen Kalamaz Selimpaşa'da toprağa verildi. Merhumelere Allah'tan rahmet yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. 


Gelibolu Lozan Mubadilleri Derneği.

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 9 Kasım 2010 Salı
0 yorum
kategori: | | edit post

   




Giritli Yazar Ali Ekrem Erkal'ı kaybettik

Mübadele’den önce Söke’ye yerleşmiş bir aileye mensup Ali Ekrem Erkal, Girit ve Giritli Türklerin sosyal yaşantıları, özellikleri ve inançları konularında araştırmalar, incelemeler yaparak geride bizleri aydınlatan, bilgilendiren kitaplar bırakmıştır.

Köklerine olan ilgisi “Girit Fethi Tarihi” isimli el yazması kitabın yazarını araştırmasıyla başlamıştır. Eserin Ustazade Mehmet Yunus Bey’e ait olduğunu ispatlamasının ardından, kitabı yayına hazır eden Erkal, daha sonra “Girit İsyanları” kitabını yazmıştır. Üçlemenin son kitabı ise “Geleneksel Kültürüyle Türk Girit”tir. Bu son kitapta yazar, babaannesinin anlattığı masallara, fıkraları, anekdotlara, kendisinin Girit gezilerinden hikayelerine, adaya özgü yemeklere, eski Giritlilerin fotoğraflarına yer vermiştir. Kitabın temelini ise Giritlerin ‘madinades’ dedikleri, sadece Girit’e özgü maniler oluşturmaktadır.

Ayrıca yazarın “İzmir Kızlarağası Hanı” ile “Kore Resimli Savaş Anıları” ölümsüzleşen diğer kitaplarıdır.


Kendisine Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Gelibolu Lozan Mübadilleri Derneği Yönetim Kurulu

 






Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 7 Kasım 2010 Pazar
0 yorum
kategori: | | edit post



Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 4 Ekim 2010 Pazartesi
0 yorum
kategori: | | edit post


















2010 YILI YÖNETİM KURULU
  1. EROL OKUYUCU Başkan 
  2.  KORAY AKKUŞ Üye 
  3.  ZİYA NUR ÜZMEZ Üye 
  4.  SERVET İRKİN Üye 
  5.  NİHAT DEMİRSU Üye
  6.  CENGİZ CANDAN Üye (vefat)
  7.  CAN MİLDON Yedek Üye
  8.  HAŞMET MARUK Yedek Üye 
  9.  YUSUF TAŞKAN Yedek Üye
  10.  SÜLEYMAN SİNAN ONAY Yedek Üye
  11.  HASAN AVCI Yedek Üye 
  12.  MEHMET GÖZÜTOK Yedek Üye 
  13.  BAHTİYAR ERGÜN Yedek Üye 
  14.  MURAT ÖZEN    Üye


2010 YILI DENETİM KURULU 

  1. MAHMUT CANKARA    Başkan
  2. ŞAKİR YILMAZ ÖZERGENE    Üye
  3. APTULLAH OKUYUCU    Üye
  4. HÜSEYİN ÖZEN    Üye
  5. MECİT ACARI    Yedek Üye
  6. İBRAHİM ALAN    Yedek Üye

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on
0 yorum
kategori: | | edit post




Türkiye'nin ilk mübadele müzesi

Kasım ayında ziyaretçilere kapılarını açacak

  İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Direktörlüğü çalışmaları kapsamında, Lozan Mübadiller Vakfı ve Çatalca Belediyesi işbirliğiyle Türkiye’nin ilk Mübadele Müzesi Çatalca’da açılacak. Müze ziyaretçilere kapılarını önümüzdeki Kasım ayında açacak. Lozan Antlaşması’nın Mübadele Sözleşmesi sonucu göçe tabi tutulan herkes, sandıklarda sakladığı giyim eşyası, mutfak aleti, yazılı belge, fotoğraf ve her türlü anı eşyası ile müzeye katkıda bulunabilecek.
Müze, mübadele öncesinde Rumların yaşadığı Çatalca Kaleiçi Mahallesi’nde yer alacak. Bitişiğindeki meydan ise "Mübadele Meydanı" olarak düzenlenecek ve meydana Mübadele Anıtı dikilecek.

Kaynak: http://www.haberturk.com

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 16 Ağustos 2010 Pazartesi
0 yorum
kategori: | | edit post




Çatalca-Neapoli Kültürler Arası Dialog Etkinliklerinin
Konuğuyduk

Türk Yunan dostluğuna katkı sağladığı  düşünülen "Çatalca-Neapoli Kültürler Arası Dialog" projesi çeşitli kültürel ve sanatsal faaliyetleri bünyesinde barındırmaktadır. Proje kapsamında Neapoli Belediyesi Personeli ve bir grup Neapoli halkı 17- 18 Temmuz 2010 tarihlerinde Çatalca'da misafir edilmiş, proje faaliyetleri belediye personeli ve Çatalca halkıyla birlikte gerçekleştirilmiştir.

Kültürler arası diyaloğun gelişmesi, Kültürümüze ve tarihimize ilişkin müşterek bilgilerin paylaşılması, Çatalca Kültürünün Neapoli halkına tanıtılması, Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde yöresel anlamda ilişkiler kurarak sürece destek vermek amacını taşıyan bu projenin Türk Yunan dostluğuna ve .Avrupa Birliği'ne katılım sürecine katkı sağladığı kaçınılmazdır.
 

Lozan Mübadilleri Vakfı ve Büyük Mübadele Derneği'nin sponsorluğunda, Çatalca Kaymakamlığı ve  Çatalca Lisesi'nin de destekleriyle gerçekleştirilen bu etkiliğe Gelibolu Lozan Mübadilleri Derneği olarak katılım yaptık ve dostlarla birlikte olmanın sonsuz hazzını yaşadık.


  

Büyük Mübadele Derneği üyesi Dr. Oğuz Altay, Lozan Mübadilleri Vakfı genel Sekreteri Sefer Özgüvenç, Gelibolu Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Erol Okuyucu,  ve LMD Başkanı Esat Ergelen  Çatalca Sofra Restaurant'ta bir sohbet anı.

 


 Yunanlı ve diğer konuklarla birlikte yenen yemekten bir kare.


Gelibolu Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Erol Okuyucu ve Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara bir sohbet anında.








Etkinliğe katılan konuklara tarihi Topuklu Meydanı'nda folklor gösterisi düzenlendi, Etkinliklerde, Edessa (Vodina) Mübadilleri Derneği'nin folklor ekibi ile Nasliç Belediyesi'nin folklor ekipleri birer gösteri yaptı.

Çok başarılı bir organizsayon gerçekleştiren Çatalca Belediyesini ve organizasyona sponsorluk yapan Lozan Mübadilleri Vakfı ve Büyük Mübadil Derneği temsilcilerini, ayrıca organizasyona katkıları büyük olan Çatalca kaymakamlığı ve Çatalca Lisesi'ni gönülden kutluyoruz.

Haber ve fotoğraflar Bahtiyar Ergün 

 

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 19 Temmuz 2010 Pazartesi
0 yorum
kategori: | | edit post



Mübadele konusu Türk edebiyatında ne yazık ki hakkıyla işlenmemiş, önemi fark edilmemiş bir konu. İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Müdürü Levent Deniz, mübadele ile ilgili bir roman çalışmasına imza attı. Şükrü Levent Deniz’in kaleme aldığı “Midilli’de Söğüdün Gölgesinde” isimli roman çıktı. Türk Edebiyatında yeterince ele alınmamış “Mübadele” konusunu içeren ve Türk Yunan dostluğunu vurgulayan romanı seçkin kitapçılardan temin edebilirsiniz. Nisan ayının ikinci yarısında ilk basımı gerçekleştirilen kitabın tanıtımını ve kapak görselini sizlerle paylaşmak istedik. Ayrıca, ayrıntılı bilgi için www.midilli.tc adresine de göz atabilirsiniz.


"Göç ediyoruz dedi kaptan; şivesinden Rum olduğu anlaşılıyordu. Sigarasından bir nefes aldıktan sonra sordu:
"Siz kimlerdensiniz, nereye gidiyorsunuz?"
"Biz Midilli'nin Ağra Köyü'ndeniz, biz de göç ediyoruz, Anadolu'ya." dedi babam.
"Kader." dedi kaptan. Kendi teknesinin içine doğru, soğuktan birbirlerine sokulmuş, bitkin ve üzgün oldukları belli olan kadın ve çocuklara acıyan gözlerle baktı. Derin bir iç çekip ekledi:
"Biz Ayvalık'tan Midilli'ye, siz Midilli'den Ayvalık'a..."
Sigarasından tüm ciğerlerini dolduracak kadar güçlü bir nefes daha çekti ve konuşmasına devam etti:
"Duymadınız daha galiba. Smyrni dün sabah düştü." 

Tanıtım Yazısı'ndan


 Haberi gönderen:

Elif Posos Devrani (İEL'99)

İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı
Stratejik İletişim Sorumlusu

Türkocağı Caddesi No:4
34120 Cağaloğlu - İstanbul / Türkiye
Telefon +90 212 514 01 47/117
Faks +90 212 512 63 62

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 18 Haziran 2010 Cuma
0 yorum
kategori: | | edit post

DRAMA KÖPRÜSÜ BULUNDU; PEKİ YA DEBRELİ HASAN’IN MEZARI NEREDE?




“Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez,
Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez.
At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin,
Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin...”

 “Ben mübadilim” deyip de bu türküyü bilmeyen adama DNA testi yaptırmak caiz olsa gerek! Bizim kızancıklar arasında Debreli Hasan türküsü öylesine meşhurdur ki teşbihte hata olmaz, yarı yarıya milli marş bile kabul edilir.

 Peki kimdir Debreli Hasan? Nerede doğmuş, nerede yaşamış, nerede ölmüşür? Gerçekten Debreli midir; yoksa Rumeli Türkçesiyle “söyle be Hasan” manasında “De bre Hasan” diye mi okunmalıdır bu türkü? Bütün bunları bilmiyoruz.

Yakın zamana kadar türküde bahsi geçen ve bizim köşemize ismini veren Drama Köprüsü’nün nerede olduğunu da bilmiyorduk. Ta ki Lozan Mübadiller Vakfı kaynaklı “Drama Köprüsü bulundu” haberini işitinceye kadar...

www.samsunmubadele.org.tr adresinde de yer bulan bu flaş haberden öğreniyoruz ki Drama Köprüsü, meğer tarihi bir su kemeri imiş. Drama'da yaşayan yerel tarihçi olan Drama Küçük Asyalılar Mübadiller Derneği Başkanı Nikos Latsistalis, uzun yıllardır devam eden çalışmalar sonunda, Yunanistan’ın Drama kentine bağlı Nikiforos ve Karyafiton köyleri arasında uzanan tarihi su kemerini keşfetmiş.

Türküden öğreniyoruz ki Drama Köprüsü geçilmeyecek kadar dar imiş. Bu su kemeri de dışarıdan bir köprüye benziyor, ama yalnızca yarım metre genişliğinde... Türkünün ikinci dizesinde sözü geçen “soğuktur suları bir tas içilmez...” şifresi de bir su kemerine işaret ediyor olabilir mi?

Drama Köprüsünün bu su kemeri olabileceğine dair bir kuvvetli iz de köprüye yakın iki köyün eskiden Türkler’in oturduğu mübadil köyleri olması: Nikiforos bundan doksan sene önce Nusratlı idi, Karyafiton ise Kozluköy...

Bu iki köyden gelen mübadillerin torunları büyük ölçüde Samsun’da oturuyorlar şimdi. Dahası türküde Drama Mahpusunda Hasan’ı dinleyecek olan Kara Kedi’nin de sülalesi Samsun’un Aşağıçinik Beldesinde yaşıyor... Dolayısıyla “Drama Köprüsü bulundu” haberi en çok Samsunlu mübadilleri ilgilendiriyor olsa gerek.

Peki kimdi gerçekten bu Dramalı Hasan? Hakkında bildiğimiz çok az şeyden birisi tıpkı İngilizler’in Robin HOOD’u gibi zenginden alıp fakire dağıtan bir eşkiya olduğu... “Yanko Çorbacıdan istediği beş yüz liracıklar” ile fakir gençleri evlendirdiği anlatılan Debreli Hasan, basbayağı bir eşkiya olduğu halde Samsunlu yaşlı mübadiller bir sevgi ifadesi olarak ondan “Hasancık” diye bahsederler. Belli ki Balkan Harbi’yle beraber 1912-1923 arası Rodop Dağları’nda yaşanan otorite boşluğunda Debreli Hasan gibi eşkiyalar haklıyla haksızı ayırma vazifesini üstlenmişler. Kimbilir belki de Yunanlı ve Bulgar askerlerinin mezaliminden Müslüman halkı korumaya çalışmışlar...

Debreli Hasan hakkında bildiğimiz çok az şeyden birisi de Ege Dağları’nın ünlü eşkiyası Çakırcalı Mehmet Efe ile aynı dönemde yaşadığıdır. Yirminci yüzyılın başlarında Osmanlı coğrafyasında yaygın olan “Çakırcalı’dan geçsen Debreli’den geçemezsin...” sözünden çıkartıyoruz bunu. Kısaca “Çakıcı” olarak nam salmış olan Çakırcalı Mehmet Efe, İzmir, Aydın ve Denizli havalisinde hüküm sürmüştür. Halkın sevgisini kazanmış bir efe olan Çakıcı Efe’nin de türküsü, tıpkı Debreli Hasan’ınki gibi meşhurdur:

“İzmir'in kavakları,
dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı... Yar fidan boylu,
Yakarız konakları”

Çakırcalı Mehmet Efe hakkında neredeyse herşeyi biliyoruz: 1872’de İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Türköne (O zamanki adı Ayasurat) köyünde doğmuştur. Babası efelik geleneğinden gelen ve daha sonra Boşnak bir zaptiye tarafından öldürülen Koca Ahmet Efe’dir. 1893’te dağa çıkmıştır. Ömrü boyunca hem zaptiyelerle, hem yöredeki diğer çetelerle defalarca çatışmaya girmiştir. Öldürdüğü çete reisleri arasında halk arasında “Kamalı Efe” olarak nam salan ünlü bir zeybek de vardır. Yörenin zenginlerini yol, köprü ya da çeşme gibi imar işleri yapmaya mecbur ettiği bilinmektedir. Namazında niyazında bir adam olduğu halde adam öldürürken son derece acımasız yöntemler kullanmakta tereddüt etmemiştir. 1910’ların başında bir aralık günü Nazilli Karıncalıdağ’da girdiği bir çatışmada ölmüştür. İlk karısının adı Iraz, ikincisinin Fatma’dır. 1947’ye kadar Nazilli’de bir yol kenarında bulunan mezarı, daha sonra Ödemiş Kayaköyü mezarlığına aktarılmıştır. Hakkında Osmanlı arşivlerinde kayıtlı birçok resmi belge vardır ve yazar Yaşar Kemal, 1950’lerde Cumhuriyet gazetesinde hakkında yaptığı derlemeleri yayınlamıştır. Az sayıda bile olsa fotoğrafları bulunmaktadır.

Peki aynı dönemin iki eşkiyasından birisi hakkında neredeyse herşeyi biliyorken diğeri hakkında neden en küçük bir detay bilmiyoruz?

Ben bunu öncelikle yazılı kültürün yokluğuna bağlıyorum. İzmir ve bölgesinde var olan yazılı kültür geleneği, ne yazık ki Drama – Kavala – Sarışaban bölgesinde hiç yoktu.

Bu durumda tek kaynak sözlü tarih çalışmaları olabilirdi. Belki 1950 ile 2000 yılları arasında Samsun’da bu çalışmalar yapılabilseydi Debreli Hasan hakkında da iyi kötü birşeyler bulabilirdik. - Böyle yazdığım zaman hemşericilik yaptığını sanan eksik akıllılar bana bozuluyorlar, biliyorum - ama bu konuda kabahatin büyüğü, siyaset yapmaktan kültürel araştırma yapmaya vakit bulamayan bazı muhterem büyüklerimizdir. (Siyaset yapmayı becerseler ona da yanmayacağım!)

Her neyse... Türküyü yakanlar sanki Debreli Hasan’ın kayıplara karışacağını bilir gibi:

“Drama köprüsünü Hasan gece mi geçtin,
Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin?”

Diye sormuşlar ya... Ben de size sorayım: “Sakın Debreli Hasan mübadele gemilerinin birisiyle Samsun’a gelmiş olmasın? Bugün bir mübadil mezarlığının unutulmuş bir köşesinde uyuyor da acaba biz köyümüze giderken yanı başından geçip gidiyor olmayalım?”

Peki ama nerede? Çinik’te mi, Devgeriş’te mi, Selemelik’te mi, Alaçam’da mı, Tağna’da mı yoksa Demirciköy’de mi?

Bekleyelim bakalım, nasıl olsa bir gün meraklı bir Rum tarihçi, Yunanistan’daki adli kayıtları kurcalayıp bize birşeyler söyler!


Mümin BOZKURT

 


Yazının kaynağı
http://lozanmubadelesi.blogspot.com/

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 24 Mayıs 2010 Pazartesi
0 yorum
kategori: | | edit post

29 Nisan 2010 tarihinde Yunanistan Perea'dan ilçemiz Gelibolu'ya 100 civarında Yunanlı konuk geldi. Konuklarımız ilçemizin yanısıra ilçemize bağlı Galata, Yeniköy, Sütlüce köylerini de gezerek mübadele öncesi atalarının yaşadıkları yerlerde onlardan kalan izleri aradılar. Aşağıda onların bu gezilerinden hatırda kalan anlarının fotoğraflarını ve izlenimlerimizi görecek okuyacaksınız.

http://www.haberler.com/video-haber/iframe/video.asp?id=2031771

Yunanistan'ın Perea kenti belediye başkanı Aleksandris Loannis ve beraberindeki 100 kişi, İskele Meydanı'nda Belediye Başkanı Mustafa Özacar ve Gelibolu Lozan Mubadilleri Derneği Başkanı Erol Okuyucu tarafından çiçeklerle karşılandı.  

Mustafa Özacar ise ''Yıllar önce buradan giden atalarının yaşadıkları yerleri görmeye gelen dostları biz de memnuniyetle kabul ediyoruz. Dostlarımızı ağırlamaktan onur duyuyorum'' dedi.


   
  

Karşılama anından iki fotoğraf karesi



Konuklardan oluşan müzik topluluğu Celal Birsen meydanında Gelibolululara müzik ziyafeti sundular.




Ziyaretin Gelibolu dışındaki ilk durağı Yeniköy oldu. Köy meydanına giren otobüsleri gören köy halkı kısa bir şaşkınlıktan sonra konuklarına sıcak ilgi gösterip çabucak kaynaştılar. Ziyaretin başından sonuna kadar olaya fransız kalan köy muhtarını saymazsak köy halkı konukları ile yakından ilgilendiler, tercümanlar vasıtası ile anlaşmaya çalıştılar. Köyün kadınları konuklarına sıcak ekmek ikram ettiler.


Konuklar atalarının yaşadıkları evlerden birer kiremiti hatıra olarak aldılar. 


Ziyaretin ikinci durağı Fındıklı (Şeytanköy) köyüydü. Köyün muhtarının ve köy halkının ilgisi ve sevgisi görülmeye değerdi. Konukların çoğunun atalarının bu köyde yaşamış olması sebebiyle  konuklar bir anda köyün içerisine dağılarak onlardan izler aramaya başladılar.


Önceden kilise olan köyün camisi konukların ilk ilgi gösterdikleri yer oldu. Eski halini büyük ölçüde muhafaza eden camide bazı konuklar dua ettiler.


Cami çıkışında kendileri için konmuş güllerden alan konuklar memnun ve mutlu şekilde ziyaretlerini sürdürdüler.


İkram ve sohbet zamanı, konuklar köy halkının kendilerine ikram ettikleri yiyecek ve içecekleri memnuniyetle karşıladılar. Köyün kadınları hemcinsleri ile sıcak bir ortam oluşturmakta hiç zorluk çekmediler. Yeniköy muhtarının aksine Fındıklı köyü muhtarının ilgi alaka ve çabası takdir edilecek cinstendi. Köyden memnun bir şekilde ayrılan konuklar Sütlüce köyünde doğru yola çıktılar.


O günün son durak yeri olan Sütlüce'ye gelen konuklar köy içerisine dağılarak köylülerle tanıştılar ve kaynaştılar.


Yunanlı konuklardan Yorgo ve eşi atalarının yaşadığı evi bulabilmek için köylülerden yardım istediler, atalarının kendilerine tarif ettikleri izleri takip ederek köylülerin de yardımıyla aramaya koyuldular.


Köyün içindeki bir su kuyusunu bularak aradıkları eve ulaşmaya çalışan Yorgo ve eşine köyün yaşlılarından bir nine yardımcı oldu ve  hep birlikte ninenin rehberliğinde su kuyusuna doğru yola çıkıldı.

Yarım Türkçe'siyle yaşlı nineyle anlaşmaya çalışan konuğun ve ninenin diyalogları görülmeye değerdi.


Nine önde konuklar arkada su kuyusuna doğru yola çıkıldı.


 Aranan kuyu bulundu. :)

  
Kuyu başında bir hatıra fotoğrafı çektirmeden olmaz.


Aranan ev de bulundu, şimdi bu anı ölümsüzleştirmenin zamanı. Evde yaşayan ve konukları çok sıcak bir şekilde karşılayan aile ile birlikte çok anlamlı bir hatıra fotoğrafı ile haberin birinci bölümünü sonlandırıyoruz. Sonraki kısımda buluşmak üzere. :)

Haber ve yorum: Bahtiyar Ergün  (bahtiyarergun@hotmail.com) 

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 1 Mayıs 2010 Cumartesi
0 yorum
kategori: | | edit post

  

Şapçı Türk Azınlığı Kültür ve Folklor Derneği'nin organizasyonu ile Türkiye'ye İpsala'dan giriş yapan heyeti, Belediye Başkanı Mustafa Özacar, iskele meydanında karşıladı.

Özacar, karşılamada heyete, ''Sizlerin ziyaretinden oldukça mutluluk duydum. Batı Trakya Türk azınlığının kültür ve geleneklerinin

korunması ve bunun gelecek kuşaklara aktarılması için önemli bir görevi üstlenmiş bulunuyorsunuz. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Gelibolu'ya hoş geldiniz'' dedi.

Heyetin rehberliğini yapan dernek genel sekreteri Tuncay Balta da, kendilerine gösterilen sıcak ilgiden dolayı ilgililere teşekkür etti.

Haber kaynağı: gelibolu.org

Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 17 Nisan 2010 Cumartesi
0 yorum
kategori: | | edit post



4 Nisan 2010 Pazar Günü Sirkeci Garındayız


4 Nisan'da,
Deliormanlılar, Priştinelilerle buluşuyor;
4 Nisan'da,
Gostivarlılar, Gümülcinelilerle kaynaşıyor;
4 Nisan'da,
Sancaklılar, Bosnalılar el ele veriyor;
4 Nisan'da,
Selaniklilerle, İşkodralılar selamlaşıyor;
4 Nisan'da,
Prizrenliler, Üsküplülerle kucaklaşıyor;

Rumelililer omuz omuza veriyor…
         

Rumelili Hemşerilerimiz,

Binlerce yıllık bir öyküdür göç. Biraz umudun, biraz tedirginliğin, biraz heyecanın ama en çok da hüznün öyküsüdür. İnsanlar doğdukları toprakları ya gördükleri zulüm yüzünden ya da daha iyi bir yaşam umuduyla geride bırakır, yepyeni topraklara doğru yola çıkarlar.

Farklı şartlarda yapılan bu yolculukların simgesiyse trendir. Trenler; garları, vagonları ve düdükleriyle tüm göç, ayrılık ve kavuşma sahnelerinin vazgeçilmez aktörleridir.

Bizler gibi ailesi Rumelinin ve Balkanların dört bir yanından anavatana gelenler için ise daha da önemlidir trenler ve garlar. Yola çıktığımız yerler farklı olsa da vardığımız yer hep aynıydı, Sirkeci Garı. Yeni hayatımızın ilk adımı, ortak tarihimizin ilk sayfasıydı. Yani bir anlamda başlangıcımız, sıfır noktamızdı.

Bizler de bu anlamlı mekanda geçmişimizi selamlamak ve bugünümüzü kutlamak için her yıl bir araya gelmeyi amaçlıyoruz. Geçtiğimiz yıl ilkini yaptığımız "Bir Kofer, Bir Sandık" kutlamamızın ikincisini bu yıl 4 Nisan 2010 Pazar günü Sirkeci Garı'nda gerçekleştireceğiz.

Rumelinin çeşitli köşelerinden göç etmiş olan sizi ve ailenizi, kader birliği yaptığımız Sirkeci Garında birlikte olmaya davet ediyoruz.

Kosova Prizrenliler
Kültür ve Yardımlaşma Derneği
Yönetim Kurulu



BİR KOFER BİR SANDIK

Tarih: 4 NİSAN 2010 PAZAR
Saat : 13.00
Yer   : SİRKECİ TREN GARI

13:00-14:00        AÇILIŞ, FOTOĞRAF SERGİSİ, İKRAM
14:00-14:30        KONUŞMALAR
14:30-15:00        TRENİN GELİŞİ, CANLANDIRMA
15:00-15:20        PLAKET TÖRENİ
15:20-18:00        PROGRAM VE EĞLENCE













Devamını Oku
Gönderen gelibolu lozan mubadilleri derneği on 29 Mart 2010 Pazartesi
0 yorum
kategori: | | edit post

İzleyiciler

Ziyaretçi İstatistik

Site Sayacı